Asgari değil genel… Tüm ücretlere yansısın çağrısı… Ülkenin yarısı

Artan enflasyon, asgari ücrete yılbaşında yapılan yüzde 50 civarındaki artışı eritince, asgari ücret uzun yıllar sonra yeniden bir yıl içinde ikinci kez belirlendi. Özel sektördeki önemli firmalar ara artışları yapmış ya da yapmaya hazırlandığını duyurdu.

Toplumun geneline yönelik bir yaklaşım da taraflarca kabul edildi ve asgari ücret arttı. Ancak son yıllarda istihdamın çok büyük bir kısmının, asgari ücret ya da asgari ücrete yakın seviyelerde yapılıyor olması gerçekte son derece “basit bir sosyal koruma aracı” olan asgari ücreti neredeyse “genel ücret” haline getirdi. Örneğin, SGK’nın son nisan ayı bülteninde bildirilen ücretlerin günlük kazanç tutarı, Türkiye genelinde 275,4 TL. Günlük asgari ücret ise 166,8 TL düzeyinde. Böylece asgari ücret ortalama ücretin yüzde 60’ı düzeyine ulaşmış oluyor.

Milliyet Gazetesi Yazarı Cem Kılıç da asgari ücrette yaşanan artışın tüm ücretlere yansıtılması gerektiğini belirtti.

Kılıç, “Ara dönem artışından çalışanlar faydalansın” başlıklı yazısında, “Başta iş dünyası temsilcileri olmak üzere toplumun genelinde, tüm ücretlere, tıpkı asgari ücrete yapıldığı gibi ara artış yapılması gereği düşüncesi var. Bu artış, iş gücü hareketliliğinin önüne geçip verimliliği yükseltir” ifadelerini kullandı.

Cem Kılıç’ın yazısı şöyle:

“Yılbaşında yüzde 50 gibi önemli bir oranda artırılmasına karşın enflasyon karşısında alım gücünü yitiren asgari ücrete temmuzdan geçerli olmak üzere yüzde 30 zam yapılarak 5 bin 500 liraya yükseltilmesi asgari ücretlileri rahatlattı. Bununla birlikte diğer çalışanların da gerek aynı süreçte enflasyonun olumsuz etkilerine maruz kalmış olmaları, gerekse de yeni asgari ücretin bu çalışanların mevcut maaşlarına yaklaşması, ara artışın tüm çalışanları kapsaması gereğini gündeme getirdi. Hatta Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) gibi iş dünyasının önde gelen sivil toplum kuruluşları da bu gerekliliği bir süredir kamuoyunun dikkatine taşıyor.

Verimlilik için…

Asgari ücrette yaşanan artış, yalnızca asgari ücretlileri değil, bütün ücret seviyesindeki çalışanları etkiledi ve bütün çalışanlar için bir ücret artışı beklentisi doğurdu. Bu beklenti işverenler için işyeri içi ücret politikasının yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor.

Özellikle asgari ücretteki artış sonrası alt-orta kademe işçiler ile işe yeni girmiş işçiler arasındaki ücret makası iyice daraldı. Bu daralmanın yönetilememesi halinde işgücü piyasasında hareketlilik başlayacaktır. Bu da işyerlerinde çalışma barışının kaybolmasına neden olabilir. Bu bağlamda öncelikle işverenlerin brüt ücreti 5 bin 4 TL ile 6 bin 470 TL arasında kalan işçilerin ücretlerinin temmuz ayından itibaren brüt 6 bin 471 TL’ye nette ise 5 bin 500 TL’ye artırılması gerekiyor.

Diğer yandan iki yıllık kıdemi bulunan bir işçinin ücreti ile işe yeni giren bir işçinin ücretinin çok yakınlaşması, alt-orta kademe işçiler açısından huzursuzluk yaratan bir durum olacaktır. Bu huzursuzluğun ortadan kaldırılabilmesi için işverenlerin işyerinde bütün kademelerde; meslek, pozisyon, beceri temelli bir ücret analizi ortaya koyarak işyeri içi ücret dengesini koruması gerekli. Aksi taktirde işgücü piyasasında hareketlilikler yaşanacak ve işyeri içi verim azalacaktır.

‘Elimizi taşın altına koyalım’

TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut bir süre önce şu açıklamayı yapmıştı:

“Cumhuriyet tarihi ihracat rekorlarının kırıldığı, ekonomik büyümenin salgın döneminde dahi devam ettiği, salgın sonrasında ise güçlendiği bu dönemin meyveleri yakın bir zamanda ortaya çıkacaktır. Bu noktadan sonra Türkiye iş dünyasına ve iş kadınlarına düşen bu uzun vadeli dönüşüm sürecinde elini taşın altına koymaktır. Bu süreçte ortaya çıkan maliyetlerin toplumun tüm kesimleri üzerinde yarattığı etkilerin de farkında olarak yaratılan katma değerin başta çalışanlar olmak üzere tüm paydaşlarla hakka ve hukuka uygun olarak paylaşılması ise bu dönüşüm adımlarını atma cesareti gösteren hükümetin programının ve ülkemizin uzun vadeli ekonomik refahı için büyük önem taşımaktadır. Bu noktada biz iş kadınları olarak önümüzdeki dönemde başta ihracatın artırılması ve ücret iyileştirmeleri olmak üzere hükümetimizin bize göstereceği tüm hedeflerde koşar adım yola devam edeceğiz. Sorunların acı reçetelerle, kısa vadeli faydacı yaklaşımlarla çözümlerinin önerildiği bir ortama teslim olmayı doğru bulmadığımızı ifade etmek isteriz.”

TİSK Başkanı çağrı yaptı

TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol, yeni asgari ücretin açıkladığı toplantıda şunları söylemişti:

“Asgari ücret bir başlangıç ücreti. Esas hedefimiz ortalama ücretin artması olmalı. Bu nedenle belirlenen rakamın üzerine çıkma imkânı olan işletmelerimize, ilave atılabilecek adımları atma çağrısında bulunuyorum. Bu konuya, ülkemiz için, en iyisini hep beraber nasıl yapabiliriz diye bakıyoruz. Çalışanlarımızın refahını ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğini en büyük önceliğimiz olarak kabul ediyoruz.”