İsrail’de hükümetin “yargı reformu” yasası, Yüksek Mahkeme’deki tarihi oturumda tartışıldı

İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin tartışmalı yargı düzenlemesinde gözlerin çevrildiği Yüksek Mahkeme, düzenlediği tarihi oturumla yasal düzenlemeye karşı itirazları dinledi.

Yüksek Mahkeme, ilk kez 15 yargıcının tamamının katıldığı bir oturumda, Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemesi kapsamında Meclis’ten geçirdiği kritik yasanın iptaline yönelik itirazları dinlemek için bir araya geldi.

Mahkeme’nin Batı Kudüs’teki merkezinde dün sabah 09.00’da başlayan ve internetten canlı olarak yayınlanan oturum 13 saat sürdü.

Yargıçlar, Netanyahu hükümetinin temmuzda Meclis’ten geçirdiği, tartışmalı yargı düzenlemesi paketindeki temel unsurlar arasında sayılan “Akla Yatkınlık Yasası” lehinde ve aleyhindeki görüşleri dinledi.

Akla Yatkınlık Yasası, Yüksek Mahkeme’nin hükümetin aldığı kararları “kamu çıkarına hizmet etmediği, akla yatkın olmadığı veya çıkar çatışması doğurduğu” gerekçeleriyle bozma yetkisini elinden alarak, yargının yürütme üzerindeki denetimini azaltmayı hedefliyor.

Yargı düzenlemesinin mimarı konuştu

Hükümetin yargı düzenlemesinin mimarlarından aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi’nden Meclis Anayasa, Hukuk ve Yargı Komitesi Başkanı Simcha Rothman, mahkemede söz aldı.

Rothman, İsrail Meclisinin ülkede anayasa taslağı olarak kabul edilen bir Temel Kanun çıkarabileceğini savundu.

Yüksek Mahkeme yargıçlarından Anat Baron, Rothman’a “Pekiyi Meclis bir gün Arapların oy verme hakkını elinden alan ya da seçimleri 10 yıl erteleyen bir yasa çıkarırsa ne olacak?” sorusunu yöneltti.

Rothman, soruya “Eğer seçilmiş Meclis görevini yerine getiremezse seçimle kamuya karşı sorumluluk hissetmeyecek bir grubun seçilmiş karar alıcıların iradesini iptal etme hakkına sahip olmasıyla bu telafi edilemez.” şeklinde cevap verdi.

Yüksek Mahkeme’nin söz konusu yasayı incelemesinin “demokrasiye zarar verdiği” eleştirisi yapan Rothman, Mahkeme’nin yıllar içinde kademeli olarak yasal argümanlarla “dünyada eşi görülmemiş gücü elinde topladığını” öne sürdü.

Yüksek Mahkeme’de yasayı savunan Meclisin hukuki temsilcisi Itzchak Barth da Mahkeme’nin yasayı iptal etmek yerine tefsir etmesini tercih ettiklerini belirtti.

Yüksek Mahkeme Başkanı Esther Hayut ise, “Akla Yatkınlık” diye isimlendirilen Temel Kanun değişikliği Meclis’ten geçirilirken usul hatası yapıldığına işaret etti.

Yasa Meclise sunulmadan önce ilgili komitede geniş bir uzlaşıyla kabul edilmediğine dikkati çeken Başyargıç Hayut, bunun başlı başına Temel Kanun değişikliğinde bir istisna oluşturduğunu savundu.

Hükümeti temsil eden avukat Ilan Bombach, Rothman’la benzer bir görüşü savunarak, Mahkemenin görevinin Meclis’i denetlemek değil, tüm vatandaşları ilgilendiren konuları denetlemek olduğunu savundu.

Yargıçlar ise Rothman ve Bombach’a sorularla meydan okuyarak, Meclis’in halkın iradesini sınırlayan türde demokratik olmayan yasaları çıkarmasını neyin engelleyebileceğini sordu.

Yargıç Yitzhak Amit, demokrasiye aykırı akımın bir kerede gerçekleşmeyeceğine işaret ederek, “demokrasinin genellikle birdenbire ölmediğini, küçük adımlarla öldürüldüğünü” söyledi.

Hükümetin Akla Yatkınlık Yasasının iptali için Yüksek Mahkeme’ye dilekçe veren taraflardan biri olan “Kaliteli Yönetim Hareketi” isimli sivil toplum kuruluşunun Başkanı Dr. Eliad Shraga da oturumda konuştu.

Shraga, Akla Yatkınlık Yasasını, hükümetin “İsrail’in demokratik sistemini yok etmeye yönelik yargı düzenlemesi de dahil olmak üzere daha geniş gündeminin bir parçası” olarak değerlendirdi.

Shraga, “Büyük resmi görmezden gelemezsiniz. Mesele şu ki, yargı sistemini mahvetmek istiyorlar.” dedi.

Muhalefet: Yargıçların nihai kararına saygı duyulmalı

Muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz, oturumun tamamlamasının ardından yaptığı açıklamada, Yüksek Mahkeme’nin, “İsrail’in statüsü ve geleceği açısından hayati ve önemli bir konuda seviyeli bir tartışma gerçekleştirdiğini” belirtti.

Sonuç her ne olursa olsun yargıçların nihai kararına saygı duyulması gerektiğini belirten Gantz, Başbakan Netanyahu’nun da “bunu kendi sözleriyle açıkça söylemesi gerektiğini” vurguladı.

Mahkeme’nin yetkisi tartışması

Anayasası bulunmayan İsrail, yarı-anayasa niteliğindeki 13 maddelik “Temel Kanunlar” ile yönetiliyor. Yüksek Mahkeme, Meclisin çıkardığı yasaları bu Temel Kanunlara aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edebiliyor.

Yüksek Mahkeme’nin bugüne kadar Temel Kanunlarda yapılan değişikliklere müdahale etmediğine işaret eden hükümet, bu bakımdan yargı düzenlemesi paketinde onaylanan Temel Kanun değişikliklerini de Mahkeme’nin iptal edemeyeceğini savunuyor.

Yüksek Mahkeme’ye yasanın iptali için başvuran yargı düzenlemesi karşıtları ise söz konusu yasayla “sistem değişikliği yapıldığı, İsrail’in demokratik yapısına darbe vurulduğu, bu nedenle düzenlemenin Mecliste salt çoğunlukla kabul edilerek yargı denetiminden muaf tutulamayacağı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Yüksek Mahkeme’nin yasayı iptal etmesi ve hükümetin de buna itiraz etmesi halinde ülkedeki krizin anayasal boyuta taşınacağı yorumları yapılıyor.

Netanyahu hükümetinin tartışmalı yargı düzenlemesi

İsrail’de 2022’nin son günlerinde göreve başlayan Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti aşırı sağcı ve aşırı dindar partileri içinde barındırıyor.

Netanyahu’nun hükümeti kurduğu süreçte koalisyon anlaşmalarının en önemli kısmını, başta söz konusu yargı reformu olmak üzere yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin genişletilmesi ve aşırı sağcı isimlere yönetimde kritik görevler verilmesi gibi maddeler oluşturuyordu.

Adalet Bakanı Yariv Levin, Netanyahu koalisyonunun göreve gelmesinin hemen ardından 5 Ocak’ta, yargının yetkilerini sınırlandıran, yüksek yargı mensuplarının atamaları üzerindeki etkisini azaltan, yürütme üzerindeki denetimini ortadan kaldıran ve yargının bazı yetkilerini Meclise devreden kapsamlı bir “yargı reformu” planladıklarını duyurmuştu.

Hükümetin destekçileri, “seçilmiş siyaset kurumunun iradesine karşı kontrolsüz güçle donatılmış yargıyı dizginlemek” için söz konusu “reforma” ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.

Yargı paketinin karşıtları ise düzenlemenin “İsrail’de yürütme gücü üzerindeki tek etkili denetimi ortadan kaldırarak sivil özgürlüklere, ekonomik refaha ve ülkenin uluslararası imajına zarar verdiğini” düşünüyor.

Genellikle “yargı düzenlemesi” olarak anılan hukuki plan, İsrailliler arasında siyasi bakış açılarına göre “yargı reformu”, “yargı darbesi” veya “yargının ele geçirilmesi” gibi farklı tanımlamalarla ifade ediliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx